Köylü Ekrem ile bugün internette
izlediğim bir video sayesinde tanıştım. Dağdaki çobanın oyu ile benim oyum,
benim oyum ile misal Demirel’in oyu neden bir sayılsın diyen bir insanım. Ancak
burada koskocaman bir parantez açmak istiyorum; kastettiğim hiç bir zaman
dağdaki çobanın okumamış olmasından dolayı cahil olması değildi. Okumuş, aynı
okulları bitirmiş olduğum bazı tanıdıklarımın dağdaki çobanın bile altında
olduğunu görmüşlüğüm vardır. Bu yüzden tekrar altını çizmek isterim ki benim kıstasım;
bir dünya görüşü olan, kandırılabilirlikten uzak ve dünyaya at gözlükleri ile
bakmayan insanlar, Ekrem gibi.
Kısacık, on dakikalık bir
röportajı var Köylü Ekrem’in. O on dakika içinde öyle cümleler söylüyor ki
yerinize çakılıp kalıyorsunuz. Kendinizi, edinimlerinizi, öğrendiklerinizi
tekrar gözden geçirmek zorunda kalıyorsunuz.
Sinyora Da Vinci diye bir kitap
okuyorum bugünlerde. Leonardo Da Vinci’nin (1452-1519) annesinin hayatı. Ve tabii ki (bu
şekilde söylemem yanlış olmaz sanırım) bin yılın dahisi Leonardo’nun da hayatını
okuyorum. Ve bugün Köylü Ekrem’i dinlerken aynı yollardan geçtikleri hissine
kapıldım. Bir çok şeyin büyücülük olarak değerlendirildiği bir zamanda yaşayan
Leonardo da Ekrem’in anlattığı gibi kendisini doğada bulmuş ve sisteme karşı
gelerek, doğayı inceleyerek inanılmaz bilgiler elde etmiştir.
Aynı zamanda İspanyol mimar Gaudi
(1852-1926) ile çok benzer cümleler kuruyor Köylü Ekrem. Gaudi’nin hiç bir
binasında bizim alışık olduğumuz düz çizgiler, düz yüzeyler yoktur. Çünkü
Gaudi’ye göre “Doğada hiç bir şey düz değildir.”. On Dakikalık röportajda
Ekrem’den de duyduğum ve inanamadığım cümle.
Köylü Ekrem sistemi reddediyor,
ancak bu arada İşletme mezunu olmuş. “Ben sonuçta ellerim kadar, yaptıklarım
kadar varım. Bu sistemin bana vereceği kağıda da ihtiyacım yok.” dediği noktada
marka giyinerek var olmaya çalışan insanlar geldi aklıma. Onların kendilerini
ne kadar zavallı, aciz hissettiklerini düşündüm. Bir çoğunun “köylü” diye
beğenmeyecekleri Ekrem’in ise kendini ne kadar değerli bir yere koyduğunu görmek
çok etkileyici.
Bu arada son bir şeyi daha
eklemek istiyorum. Bu sene Yetenek Sizsiniz yarrışmasında birinci olan Kıvanç
ve Burak’ın gösterilerini, yine aynı yarışmaya resim sanatıyla katılan bir kişiyi (adını hatırlayamadım ne yazık ki)
diğerlerinden ayıran nokta yaptıkları işi çok güzel hikayelerle süslemeleriydi.
Ekrem de yaptığı heykellerle ilgili çok güzel ufak hikayeler hikayeler
anlatıyor.
Ekrem’in hikayesini kaçırmayın
(aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz) ve onu araştırın. Hepimizin ondan öğreneceği
çok şey var.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder