5 Mart 2014 Çarşamba

KÖYLÜ EKREM


Köylü Ekrem ile bugün internette izlediğim bir video sayesinde tanıştım. Dağdaki çobanın oyu ile benim oyum, benim oyum ile misal Demirel’in oyu neden bir sayılsın diyen bir insanım. Ancak burada koskocaman bir parantez açmak istiyorum; kastettiğim hiç bir zaman dağdaki çobanın okumamış olmasından dolayı cahil olması değildi. Okumuş, aynı okulları bitirmiş olduğum bazı tanıdıklarımın dağdaki çobanın bile altında olduğunu görmüşlüğüm vardır. Bu yüzden tekrar altını çizmek isterim ki benim kıstasım; bir dünya görüşü olan, kandırılabilirlikten uzak ve dünyaya at gözlükleri ile bakmayan insanlar, Ekrem gibi.

Kısacık, on dakikalık bir röportajı var Köylü Ekrem’in. O on dakika içinde öyle cümleler söylüyor ki yerinize çakılıp kalıyorsunuz. Kendinizi, edinimlerinizi, öğrendiklerinizi tekrar gözden geçirmek zorunda kalıyorsunuz.

Sinyora Da Vinci diye bir kitap okuyorum bugünlerde. Leonardo Da Vinci’nin (1452-1519) annesinin hayatı. Ve tabii ki (bu şekilde söylemem yanlış olmaz sanırım) bin yılın dahisi Leonardo’nun da hayatını okuyorum. Ve bugün Köylü Ekrem’i dinlerken aynı yollardan geçtikleri hissine kapıldım. Bir çok şeyin büyücülük olarak değerlendirildiği bir zamanda yaşayan Leonardo da Ekrem’in anlattığı gibi kendisini doğada bulmuş ve sisteme karşı gelerek, doğayı inceleyerek inanılmaz bilgiler elde etmiştir.

Aynı zamanda İspanyol mimar Gaudi (1852-1926) ile çok benzer cümleler kuruyor Köylü Ekrem. Gaudi’nin hiç bir binasında bizim alışık olduğumuz düz çizgiler, düz yüzeyler yoktur. Çünkü Gaudi’ye göre “Doğada hiç bir şey düz değildir.”. On Dakikalık röportajda Ekrem’den de duyduğum ve inanamadığım cümle.

Köylü Ekrem sistemi reddediyor, ancak bu arada İşletme mezunu olmuş. “Ben sonuçta ellerim kadar, yaptıklarım kadar varım. Bu sistemin bana vereceği kağıda da ihtiyacım yok.” dediği noktada marka giyinerek var olmaya çalışan insanlar geldi aklıma. Onların kendilerini ne kadar zavallı, aciz hissettiklerini düşündüm. Bir çoğunun “köylü” diye beğenmeyecekleri Ekrem’in ise kendini ne kadar değerli bir yere koyduğunu görmek çok etkileyici.

Bu arada son bir şeyi daha eklemek istiyorum. Bu sene Yetenek Sizsiniz yarrışmasında birinci olan Kıvanç ve Burak’ın gösterilerini, yine aynı yarışmaya resim sanatıyla katılan  bir kişiyi (adını hatırlayamadım ne yazık ki) diğerlerinden ayıran nokta yaptıkları işi çok güzel hikayelerle süslemeleriydi. Ekrem de yaptığı heykellerle ilgili çok güzel ufak hikayeler hikayeler anlatıyor.

Ekrem’in hikayesini kaçırmayın (aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz) ve onu araştırın. Hepimizin ondan öğreneceği çok şey var.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder