3 Şubat 2014 Pazartesi

ERKEKLERE NE OLDU?



Bilemiyorum son zamanlarda otuzlu yaşlarını süren kız arkadaşlarınızla hiç konuştunuz mu, ilişkileri hakkında bir fikriniz var mı.

Etrafımdaki ilişkilere baktığım zaman erkeklerin ne yapmak istediğini artık anlayamadığıma karar verdim. Eskiden de farklı düşünen erkekler vardı ama ayırt etmek kolaydı. Nasıl bizleri yatılacak kadın evlenilecek kadın olarak ayırırlarsa, biz de onları öyle ayırırdık tabii. Yine de gönlümüzü serserilerden kurtarmak pek kolay olmazdı. Ama şimdi durum bu kadar net anlaşılamıyor. Sapla saman birbirine karışmış durumda.

Arkadaşlarımın başlarına gelenlerden bir özet sunayım sizlere de ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın.

Örnek 1: Çok sevdiğim bir arkadaşımı (Ayşe) bir erkekle tanıştırıyorlar. Bir kaç kez hep birlikte dışarı çıkıyorlar. Adamın kadını beğendiği belli, sürekli tek buluşmaları için de teklifte bulunuyor çünkü. Bir kaç teklifin sonunda Ayşe buluşmayı kabul ediyor, bir Cuma akşamı buluşmak üzere sözleşiyorlar. Buluşmaya bir kaç saat kala Ayşe’ye bir mesaj geliyor “Ya Cuma akşamı çok trafik var, çok da yorgunum. Gelemeyeceğim.”

Bu kadar zamandır uğraştın da tam kuyruğuna gelmişken bu ne demek? Hadi onu geçtim, bir telefon açıp söyleyebilecek kadar da mı cesaretin yok be adam? Okuduğum ve çok sevdiğim bir duvar yazısı vardı bir zamanlar, böyle insanları gördükçe aklıma o geliyor; “Sevgilim, senin için dağları deler, denizleri aşarım... Cumartesi görüşürüz, yağmur yağmazsa...” Dağları delecek, denizleri aşacak adamlar pek kalmadı artık, hadi onu anladık da yağmurda eriyeceklerini sanan adamlara da henüz alışamadık beyler, bilginiz olsun :)

Örnek 2: Bir başka kız arkadaşım biriyle görüşüyor. Görünüşte her şey inanılmaz yolunda. Çok kibar, ince düşünen (tahmin ettiğiniz gibi gay çıkmadı, devam edin okumaya), yatakta başarılı, arkadaşımın en ufak bir sıkıntısında koşup gelen, ideal erkek arkadaş. Sorun yataktan çıkıyor ama. Birlikte oldukları sayılı seferler gayet başarılı geçmesine rağmen adam tüm libidosunu kaybetmiş gibi davranıyor. Her hafta sonu ailesinin şehir dışındaki evine kaçıyor, ama oraya vardığında arıyor, yatmadan arıyor, kalkınca arıyor. Seks dışında hala gayet ilgili, birlikte bir yerlere gitmek için sürekli organizasyonlar yapıyor ama gerisi yok. Senelerce evlilik yaşamış insanların cinsel hayatı bile bunlarınki kadar yavaşlamış olamaz. Bir başkası var desem birlikte arkadaş ortamlarına katılıyorlar. Netice; adam henüz farkında değil belki ama arkadaşım yeni alternatiflere doğru yelken açmak üzere.

Örnek 3: Tamam, biz kadınlar da garibiz, saçma sapan huylarımız var... Adam ilk görüşmeden elimizi tutmaya (veya daha ileri gitmeye) kalksa sapık, on görüşmeden sonra bile hala en ufak bir harekette bulunmamışsa gay diyebiliriz. Her iki yöne doğru da ucunu kaçırmamak lazım. Ne ilk seferde saldırın, ne de kadın artık sizi tamamen “kardeş” modunda görmeye başlayınca kadar bekleyin. Bir ortasını tutturun arkadaşlar.

Netice itibariyle; aslında çok uzun zamandır söylediğim şeyi mi idrak ediyor erkek arkadaşlar acaba? Benim tezim şudur ki; erkekler ilk varoluşları sırasında bir hata yapmışlar ve kadın erkeği kovalaması gerekirken erkek kadını kovalar hale düşmüş. Belki de bugün artık farkına vardılar bu gerçeğin, kadınlar nasıl senelerce erkeklere naz yaptılarsa şimdi erkekler daha da nazlı bir şekilde davranıyorlar. Ama bu haliyle bence kadın olmanın bütün tadı kaçıyor. Bazı şeyler klasik şekliyle kalmalı, erkek kadına ilgisini göstermeli, biraz peşinden koşmalı. Yoksa bu gidişin sonu pek parlak değil bence. Ya kadınlar da sıfır libido ile hayata bakacaklar, yada lezbiyen olacaklar :)

Tabii bu konuya bir önerisi, yorumu olan varsa hadi yazın bana, merakla bekliyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder