Bilemiyorum son zamanlarda otuzlu
yaşlarını süren kız arkadaşlarınızla hiç konuştunuz mu, ilişkileri hakkında bir
fikriniz var mı.
Etrafımdaki ilişkilere baktığım
zaman erkeklerin ne yapmak istediğini artık anlayamadığıma karar verdim.
Eskiden de farklı düşünen erkekler vardı ama ayırt etmek kolaydı. Nasıl bizleri
yatılacak kadın evlenilecek kadın olarak ayırırlarsa, biz de onları öyle
ayırırdık tabii. Yine de gönlümüzü serserilerden kurtarmak pek kolay olmazdı. Ama
şimdi durum bu kadar net anlaşılamıyor. Sapla saman birbirine karışmış durumda.
Arkadaşlarımın başlarına
gelenlerden bir özet sunayım sizlere de ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın.
Örnek 1: Çok sevdiğim bir
arkadaşımı (Ayşe) bir erkekle tanıştırıyorlar. Bir kaç kez hep birlikte dışarı
çıkıyorlar. Adamın kadını beğendiği belli, sürekli tek buluşmaları için de
teklifte bulunuyor çünkü. Bir kaç teklifin sonunda Ayşe buluşmayı kabul ediyor,
bir Cuma akşamı buluşmak üzere sözleşiyorlar. Buluşmaya bir kaç saat kala Ayşe’ye
bir mesaj geliyor “Ya Cuma akşamı çok trafik var, çok da yorgunum.
Gelemeyeceğim.”
Bu kadar zamandır uğraştın da tam
kuyruğuna gelmişken bu ne demek? Hadi onu geçtim, bir telefon açıp
söyleyebilecek kadar da mı cesaretin yok be adam? Okuduğum ve çok sevdiğim bir
duvar yazısı vardı bir zamanlar, böyle insanları gördükçe aklıma o geliyor; “Sevgilim,
senin için dağları deler, denizleri aşarım... Cumartesi görüşürüz, yağmur
yağmazsa...” Dağları delecek, denizleri aşacak adamlar pek kalmadı artık, hadi
onu anladık da yağmurda eriyeceklerini sanan adamlara da henüz alışamadık
beyler, bilginiz olsun :)
Örnek 2: Bir başka kız arkadaşım
biriyle görüşüyor. Görünüşte her şey inanılmaz yolunda. Çok kibar, ince düşünen
(tahmin ettiğiniz gibi gay çıkmadı, devam edin okumaya), yatakta başarılı, arkadaşımın
en ufak bir sıkıntısında koşup gelen, ideal erkek arkadaş. Sorun yataktan
çıkıyor ama. Birlikte oldukları sayılı seferler gayet başarılı geçmesine rağmen
adam tüm libidosunu kaybetmiş gibi davranıyor. Her hafta sonu ailesinin şehir
dışındaki evine kaçıyor, ama oraya vardığında arıyor, yatmadan arıyor, kalkınca
arıyor. Seks dışında hala gayet ilgili, birlikte bir yerlere gitmek için
sürekli organizasyonlar yapıyor ama gerisi yok. Senelerce evlilik yaşamış
insanların cinsel hayatı bile bunlarınki kadar yavaşlamış olamaz. Bir başkası
var desem birlikte arkadaş ortamlarına katılıyorlar. Netice; adam henüz
farkında değil belki ama arkadaşım yeni alternatiflere doğru yelken açmak üzere.
Örnek 3: Tamam, biz kadınlar da
garibiz, saçma sapan huylarımız var... Adam ilk görüşmeden elimizi tutmaya (veya
daha ileri gitmeye) kalksa sapık, on görüşmeden sonra bile hala en ufak bir
harekette bulunmamışsa gay diyebiliriz. Her iki yöne doğru da ucunu kaçırmamak
lazım. Ne ilk seferde saldırın, ne de kadın artık sizi tamamen “kardeş” modunda
görmeye başlayınca kadar bekleyin. Bir ortasını tutturun arkadaşlar.
Netice itibariyle; aslında çok
uzun zamandır söylediğim şeyi mi idrak ediyor erkek arkadaşlar acaba? Benim
tezim şudur ki; erkekler ilk varoluşları sırasında bir hata yapmışlar ve kadın
erkeği kovalaması gerekirken erkek kadını kovalar hale düşmüş. Belki de bugün
artık farkına vardılar bu gerçeğin, kadınlar nasıl senelerce erkeklere naz
yaptılarsa şimdi erkekler daha da nazlı bir şekilde davranıyorlar. Ama bu
haliyle bence kadın olmanın bütün tadı kaçıyor. Bazı şeyler klasik şekliyle
kalmalı, erkek kadına ilgisini göstermeli, biraz peşinden koşmalı. Yoksa bu
gidişin sonu pek parlak değil bence. Ya kadınlar da sıfır libido ile hayata
bakacaklar, yada lezbiyen olacaklar :)
Tabii bu konuya bir önerisi,
yorumu olan varsa hadi yazın bana, merakla bekliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder