Şu dünya üzerinde geçirdiğim 40
güzel yılın neticesinde herkes gibi benim de bazı tespitlerim oldu.
Mesela ailemizin görüşlerinin çok
uzağına düşmeyiz genelde. Çevremizde de genelde kendimiz gibi düşünen insanlar
vardır. Ancak bir gün gelir, herkesle ters düşebilir insan. En yakınları ile
bile. İyi kötü demokrasi olan bir ülkede yetiştiğimiz için çoğunluk olmanın
haklı olmakla eş değer olduğunu düşünüyoruz çoğu zaman da. Halbuki Galileo
Galilei 1600’lü yılların başında dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen tek
kişiydi. Kendisinden önce var olmuş tüm insanların ve aynı devirde birlikte yaşadığı tüm
insanların karşısında tek bir kişiydi buna inanan. Vatikan Klisesi tarafından
iki kere yargılanmış ve sonunda ömür boyu ev hapsine mahkum olmuştur. Ama
neticede gördük ki dünya gerçekten yuvarlak.
İnsanlar tutarlı davrandıklarını
düşünerek hareket ederler, bu hepimiz için geçerlidir. Ama bu doğru değildir. Beyin bizi bu
şekilde yönlendirmekte ve yönetmektedir. Ancak kendimizi tanımaya ve başkalarını
bırakıp kendimizi analiz etmeye yöneldiğimiz zaman kendi hatalarımızı fark
edebilir hale geliriz.
Bu girizgahtan sonra asıl konuya
yaklaşayım biraz daha. Aslında netice olarak insanlar ikiye ayrılır; sizinle
aynı fikirle olanlar ve olmayanlar. Bir çok konuda sizinle aynı bakış açısına
sahip olan arkadaşınızla çok temel bir konuda anlaşamayabilirsiniz. Ailenizin olay
bu kadar netken nasıl böyle bir yorumda bulunabildiğini/tavır aldığını
çözemeyebilirsiniz. Bu arada beynin kimi zaman bazı şeyleri kabul edemediğini
biliyor musunuz mesela? Olay gözünün önünde gerçekleşmiş olsa da eğer bunu
kabul etmek kendi inandığı değerlere çok büyük zarar verecekse beyin konuyu
bloke edebiliyor. (Bu konu ile ilgili daha detaylı yazıma bu linkten
ulaşabilirsiniz;
Mevzu aslında şudur ki; herkesin
gönlüne göre bir imam bulması mümkündür. Mesela seneler önce bir futbolcunun, maçta fazla oynamaması için rakip takımın önerdiği rüşvetin helal olduğuna dair bir
imamdan onay aldığını unutmamak lazım.
Başlığa gelince... Hani “Buraya kadar
okuduk seksle ilgili bir şey göremedik...” diyorsanız... Siz ne düşünüyorsanız
düşünün sizinle aynı fikirde olan insanlar da bulacaksınız, sizinkiyle taban
tabana zıt düşünen insanlar da bulacaksınız.
Bugün Hürriyet’te Güzin Abla
köşesini devam ettiren Feza Algan’ı okuduğumda bu konuyla ilgili yazmalıyım
diye düşündüm. Konu zaten ilgi çekiciydi. Normal olarak da her blog’un ilgiye
ihtiyacı var :) (Merak edenler yazıya bu linkten ulaşabilirler
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25436590.asp
)
Okumayacak olanlar içinse
özetleyeyim; 55 yaşlarında İngiltere’de yaşayan bir Türk beyefendi Feza Hanım’ın
cinsellik ile yaptığı yorumlardan ve yönlendirmelerden memnun olmadığını,
Türkiye’deki genel seks anlayışının yerine seksi yaşamaktan korkmamanın gelmesi
gerektiğini ve Afrika’daki dişi hayvanların bile erkeği cezbetmek için koku
saldığını, bizim onlardan geri olmamıza gerek olmadığını söylüyor. Feza Hanım
da tabii ki Türkiye’nin İngiltere gibi olmadığını söylerken hayvanlarla
kıyaslanmaktan rahatsızlık duyduğunu ve beyefendinin yorumlarını beğenmediğini
belirtiyor.
Bu yazıyı dünyanın neresinde
birilerine okutursanız okutun genel olarak alacağınız tepki iki türlüdür;
beyefendiye katılanlar ve katılmayanlar (yada Feza Hanım’a katılanlar). Onda bile beyefendinin seksi
yaşamaktan korkmama önerisine katılanlar da kendi aralarında ikiye ayrılacaktır;
Afrika’daki hayvanlarla kıyaslanmakta bir yanlışlık görenler ve görmeyenler. Yine
aynı şekilde Feza Hanım’a katılanlar ve katılmayanlar da kendi aralarında aynı
şekilde ikiye ayrılacaktır.
Aslında Orhan babamız ne kadar
haklıdır “Bence sen de haklısın.” derken. Olay tamamen hangi taraftan bakmakta
olduğunuzla, yani bakış açınızla alakalıdır. Paranın iki yüzü durumu yani.
Hayat aslında bu kadar basit. Her
zaman sizinle aynı fikirde olan ve karşı olan insanlarla karşılaşacaksınız. Türkiye’de
değil İngiltere’de doğmuş olsaydınız kadınların cinsel hayatı hakkında çok daha
geniş bir bakış açısına sahip olabilirdiniz. Kutuplarda Eskimo olarak
doğsaydınız karınızı akşam evinizde kalan misafire sunmak çok doğal gelecekti
size. Hatta misafir reddetse çok ayıplayacaktınız onu.
Bence hayatta kültürlere göre
bile değişmeyen şeyler esas alındıktan sonra geri kalanın hepsi teferruattır. Yani
öldürmek, hırsızlık, yalancılık haricinde kalanlara, sekse bakış açısı da dahil, müsamaha göstermekte hiç bir sakınca yok...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder