Hayat bazen zarları öyle bir denk
düşürüyor ki insanın önüne... Sana kalan sadece ayağına gelen topa ufak bir
vuruş yapmak oluyor... Anlatacağım hikayede de bana düşen sadece “Evet, çok
güzel...” demek oldu ama ortaya fıkra gibi bir anı çıktı.
O zamanlar Çengelköy’de Ata2
sitesinde oturuyorduk. Cansu çook eski arkadaşım. Aşkın da çook samimi
arkadaşım. Aşkın bizim evdeydi. O akşam tüm arkadaşlar bizde toplanacaktık. Ama
Cansu Göztepe’de oturuyordu ve Çengelköy’e gelebilmesi oldukça zordu. Cansu ile
telefonda konuşurken aklıma geldi, bende araba vardı. Arkadaşlar geleceği için
ben çıkamazdım ama Aşkın gidip Cansu’yu alabilirdi.
Aşkın’a sordum Cansu’yu Göztepe’den
alıp alamayacağını. “Güzel mi?” dedi. “Çoook” dedim. “Alırım tabii yaa...”
dedi. Almaz mı hiç, alır tabii.
Peşinden Cansu’ya dedim ki “Aşkın
seni alırsa gelir misin?”. Soruya yine aynı soruyla cevap geldi, “Güzel mi?”...
Tabii sorulardan anlamış
olmalısınız her ikisinin de erkek olduğunu. Ve tabii klasik erkekler olarak bu soruları sormaları
gayet normaldi aslında. Cansu Aşkın'ı, Aşkın ise Cansu'yu kız sanmıştı. Ama ben de önüme kadar gelmiş bu eğlence fırsatını
kaçıramazdım. Güzel Aşkın, Güzel Cansu’yu almak üzere parfümlenip çıktı evden.
Eminim Cansu da benzer yollardan geçmiştir Güzel Aşkın’ı beklerken, çünkü
geldiğinde o da iki dirhem bi çekirdek giyinmiş, süslenmişti. Bir erkek ne kadar süslenebilirse tabii...
Aşkın benim arabayı alıp
gittiğinden Cansu’nun onu tanıması gayet kolay olmuş. Cansu apartmandan
çıkıp arabaya doğru yürümeye başladığında Aşkın hiç bakmamış bile gelene. Ama
ne yazık ki bakmadığı o adam arabanın yanına kadar gelip parmağını uzatarak “Aşkın??”
diyince, o da “Cansuuu?????” demek durumunda kalmış.
Umduklarını bulamadan gelmişler
kuzu kuzu :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder