15 Kasım 2013 Cuma

BAŞKA GALAKSİLERDE HAYAT VAR MI?



Bu aralar bir şekilde karşıma sürekli evren ile ilgili belgeseller çıkıyor. Kimi zaman modumu çok bozduğunu söyleyebilirim. O sonsuz karanlığın içindeki milyonlarca yıldız, gezegen, gök cismi arasında mavisi ile yeşili ile güzel Dünyamız bile nokta kadar kalıyor. Biz o noktanın üzerindeki bit kadar bile değiliz. Tabii burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim, kendini çok üstün görenler, çok böbürlenenler, bir gelirken çıplak geldiklerini, öbür tarafa giderken de totişlerine tıkılacak pamuğu ve ikincisi evrende kapladıkları yeri düşünsünler :)

Konuyu dağıtmadan devam etmeye çalışacağım, çünkü konu dağılmaya çok müsait. NASA ve benzeri kuruluşlar uzayı didiklemeye devam ediyorlar. Sadece NASA’nın yıllık bütçesi 17.3 milyar Dolar.

Şimdi bu noktada durup başka bir bilgi vermek istiyorum. Dünyada ilk insanın Afrika’da 200.000 yıl önce yaşadığı biliniyor. 1 Milyarıncı insana 1802 yılında ulaşılmış. Nüfus katlanarak artıyor. Ve bir yerden sonra kontrolden çıkıyor. Aşağıda bu konuda Wikipedia’dan aldığım bilgileri göreceksiniz.

·         1 milyara 1802 yılında ulaşılmıştır.
·         2 milyara 1927 yılında ulaşılmıştır.
·         3 milyara 1961 yılında ulaşılmıştır.
·         4 milyara 1971 yılında ulaşılmıştır.
·         5 milyara 1987 yılında ulaşılmıştır.
·         6 milyara 1999 yılında ulaşılmıştır.
·         7 milyara 2011 yılında ulaşılmıştır.
Yukarıdaki rakamlara göre, son 50 yılda dünya nüfusu ikiye katlanmıştır.
Birleşmiş Milletler tarafından 2002 yılında yayınlanan tahminlere göre:
·         8,5 milyara 2020 yılında ulaşılacaktır.
·         9,6 milyara 2030 yılında ulaşılacaktır.
·         10,3 milyara 2040 yılında ulaşılacaktır.
·         12 milyara 2050 yılında ulaşılacaktır.

Biz insanlar doğada mümkün olduğu kadar her hayvanın üremesini kontrol altında tutmaya çalışıyoruz. Sokaktaki kedi, köpeğin bile çok artmasına tahammülümüz yok ki aslında birlikte yaşamaya en alışık olduğumuz hayvanlar bunlar. Hayvanların tüm yaşam alanlarını ellerinden almaya çalıştığımız yetmiyormuş gibi, kendi yiyeceğimizi ürettiğimiz tarım alanlarımızı bile yok ediyoruz. Eski bir Kızılderili atasözü var “Bir gün gelecek beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak”. Sebze olmadan yaşayabilecek mi insanoğlu? Sanmıyorum. En azından ot, çimen olmadan yiyebileceğimiz hayvanlar beselenemeyeceği için bir yeşillik bittikten kısa bir süre sonra zaten onlar da ölecekler ve böylece et de yiyemeyecek hala geleceğiz. Şu andaki mevcut halimizle bile Dünya sanıyorum bu kadar insanı beslemekte zorlanıyor. Çok uzağa bakmaya gerek yok, Türkiye’ye bakalım yeter. Çiftçi halinden memnun değil, üretim her geçen gün azalıyor. Yetişen kaç genç çiftçi olmak istiyor bir düşünün? Var mı tanıdığınız? Herkes beyaz yakalı olmanın peşinde. İneklerimiz bile yetmez oldu ne yazık ki bu verimli toprakların üzerinde de yurtdışından getirdik. Simitlerin üzerindeki susamı bulmak bile zorlaşmış artık.

Peki insanoğlu bu hızla üremeye devam ettiği sürece, yani yukarıda gördüğümüz gelecek ile ilgili veriler gerçekleştikçe bu dünyanın bu kadar insanı beslemesi mümkün mü? Gayet net görülüyor ki değil.

Dan Brown’un son kitabı Cehennem’i okuyanlar bilirler, kitaptaki bilim adamı tüm insanlığı tehdit edecek bir virüs yaymaya çalışmaktadır. Konunun detaylarına girmeyeceğim. Ancak sonunda yaymaya çalıştığı virüsün insanların üremesini üçte bir oranına düşürecek bir virüs olduğunu tespit ederler. Kitabı okuduğum zaman, tüm kitap boyunca da edindiğim bilgiler ışığında ne kadar da doğru bir iş yapmış diye düşünmüştüm. Hepimizin çocuk sahibi olması gerçekten gerekiyor mu? Hadi gerekmesi ve istiyor olunması bile bir yana, dünya bu yükü kaldıramayacak olduktan sonra sadece istiyor olmak yeterli mi?


Şu anda bile uzay araştırmalarına harcanan kaynaklar dünyayı daha yaşanır bir hale getirmek için harcansa, insanların bu derecede üremesi engellense, ülkeler arasında sınırlar kalksa, tüm dünyanın kaynakları olması gerektiği gibi kullanılsa, açlar doyurulsa, ozon tabakasını korumak için tüm dünya elele verse, silahlanmaya ve askeriyelere harcanan bütçeler buralara harcansa, dünya sizce de çok daha güzel ve yaşanılası bir yer olmaz mı? Ve çok, çok daha uzun zaman hepimize yetmez mi? 

2 yorum: