11 Temmuz 2013 Perşembe

İLİŞKİLERDE “TIT FOR TAT”



Öncelikle Tit for Tat nedir’den başlamak lazım tabii ki... 1970’li yılların sonunda evrimsel kararlılık için gerekli koşulları sağlayacak, tekrarlı etkileşimde başarılı olacak bir strateji belirlemek için bilgisayarlar üzerinden yapılacak bir deney planladı Robert Axelrod. Yarışmacılar bilgisayar programları olacaktı. Programcılar önceden kodlanan ve yarışma esnasında değişmeyecek bir program ile yarışmaya katılacaklardı. Turnuva sonunda açık ara kazanan program, aslında en basit programdı, TIT FOR TAT.
Program yarışmada o kadar başarılı oldu ki, daha sonra laboratuvarla sınırlı kalmayıp siyasi meselelerde anlaşmazlık çözme ve ve silahsızlanma konusunda da kullanılmaya başlandı.
TIT FOR TAT, Türkçe’de kısasa kısas olarak tanımlanabilir ve programın yaptığı da tam olarak budur aslında. Program önce işbirliği yaparak başlıyor, ardından rakibi en son ne yaptıysa aynısını yapıyor. Rakip rekabete giriyorsa TIT FOR TAT da rekabete giriyor, taa ki rakip işbiriliğine gidene kadar. İşbirliğini iş birliğiyle ödüllendirip meyvelerini birlikte topluyordu. Rekabete de daha başlangıç aşamasında karşılık veriyor, yumuşak başlı bir tavır sergilemiyordu. Ancak buna rağmen rakip işbirliğine yanaştığı anda kuyruk acısıyla hareket etmeden, kin duymadan işbirliğine karşılık veriyordu. TIT FOR TAT tüm rakip stratejileri ortadan kaldırana kadar durmak bilmiyordu, sadece galip gelmekle kalmıyor bir kez başladı mı yenilmez oluyordu.
Şimdi gelelim bunu kendimize nasıl uygulayabileceğimize. Benim genelde etrafımdaki kız arkadaşlarıma da anlattığım şey budur aslında. Biz de bir laf vardır “Sen bana bir gelirsen, ben sana bin gelirim.” şeklinde. Halbuki bu o kadar da doğru bir yaklaşım değildir. İnsanlar ile olan ilişkilerinizde, bu ister eşiniz/sevgiliniz ile olsun, ister yöneticiniz ile, ister arkadaşlarınız ile, genel olarak ayna görevi görmek ve o şekilde davranmak en doğrusudur. Tabii ki her şeyi karşı taraftan beklememek lazım. Ancak siz arkadaşınızı on kere arıyorsanız ve o bir kere bile aramıyorsa bir durup olayı analiz etmek gerekiyor. Veya karşınızda bir iş arkadaşınız var aynı zamanda rakibiniz. Sizinle iş birliği yapıyorsa siz de yapın. Sizden yardım isteyip kendisi yardım etmekten kaçınıyorsa siz de ona yardım etmeyin. Tartışmak istiyorsa (işin nasıl yapılması gerektiği konusunda değil, mobbing tarzı bir tartışmadan bahesdiyorum) siz de onunla tartışın, ama seviyenizi bozmadan ve aleyhinize delil olarak kullanılabilecek şeyler söylemeden. Geçenlerde okuduğum ve çok beğendiğim bir sözü de burada hatırlatmadan geçmek istemiyorum; “Asla sızlanma. Sızlanmak zalime etrafta bir kurban olduğunu haber verir.” Sızlanmayın, ezik kalmayın ve karşınızdaki de sizinle iş birliğinde bulunmadığı sürece iş birliğinde bulunmayın, kuyruk acısı ile hareket etmeyin.

Bundan sonra ilişkilerinizde buna biraz dikkat edin bakalım neler değişecek hayatınızda. Değişiklikleri bizimle de paylaşırsanız çok sevinirim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder