23 Ekim 2013 Çarşamba

SAPPHIRE AVM HELAL AVM Mİ?

Bu uzun binayı kim kurtaracak?

Sapphire açıldığı zaman sanırım çok büyük beklentiler ile açıldı. Bulduğu her AVM’ye girmeyen Beymen bile vardı orada.

Bugüne kadar sanırım 4-5 kez gitmişimdir. İlk gittiğimde ana girişten girdim ve bana havaalanını hatırlattı. Aynı soğuk, ruhsuz, cam ve metalin ölü birlikteliği... İkinci gittiğimde metro girişinden girdim. Göbek taşı nerede diye arana arana gezdim yemek katını. Öyle bir hamam havası var ki, inanılmaz... Ara katlar insanın içini açıyor demek isterdim ancak ne mümkün. AVM’nin giriş ve birinci katı hariç diğer katlar bodrum katı. Yani, zaten pencere yok... Bir de merdiven boşluğu olması gereken yerlere kolonlar konulmuş ki karşı koridordaki mağazaları bile rahat rahat göremeyelim diye. Binanın soğukluğu ve ruhsuzluğu, giriş kata tavandan inen martılarla ve biraz saksılı yeşillikle kırılmaya çalışıldı sonradan ama nafile.

Binanın mimarı Tabanlıoğlu Mimarlık. 1956 yılında kurulmuş bir mimarlık firması. Haklarında çok kaba taslak bir Google araştırması yaptığımda karşıma çıkan projeler bana bu binayı daha iyi anlama imkanı verdi. Sanıyorum siz de anlayacaksınız şimdi. Atatürk Havalimanı ve Atatürk Kültür Merkezi (Taksim), Levent Loft, Bodrum Dış Hatlar Terminali. AKM binasını seveniniz var mı? Levent Loft binası yine aynı iticilikte değil mi? Beni şaşırtan Kanyon’u ve yeni alışveriş ibadet merkezi Zorlu AVM’yi de Tabanlıoğlu’nun yapmış olması. Gerçi Zorlu’yu gördüğümde Kanyon’a benzediğini düşünmüştüm, yanlış değilmişim. Kanyon en sıcak projeleri sanırım bildiklerim arasında. Zorlu’da ise yine bir soğukluk ve iticilik var ki bu ayrı bir yazı konusu bence.

Sapphire’e geri dönersek... Türkiye’nin birinci, Avrupa’nın beşinci ve dünyanın 143. uzun binası, 236 metre yüksekliğinde, açık hava şartlarını yakaladığınızda Uludağ’ın tepesine kadar görebileceğiniz bu AVM’ye ne yapılacak hiç bilemiyorum.

Kapanan dükkanları ile, boş restoranları ile ve artık pek ortada göremediğim Arap turistleri ile terk edilmiş bir hali var. Seyir Terası’na çıkmadım, o kadar yukarıda olmak beni pek cezbetmiyor bir türlü. SkyRIDE dedikleri (ne olduğunu benim de tam bilmediğim) Türkiye’nin ilk dört boyutlu simulasyon salonu da Sapphire’de. Ayrıca internet sitelerinde göremiyoruz ancak bir balmumu heykel müzesi var. Onun da pek başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim ortada gördüğüm heykellere bakarak.

Ayrıca sanıyorum kendileri Helal AVM olmaya çalışıyorlar. Kiler’in sahiplerinden olan AKP Bitlis milletvekili Vahit Kiler Pierre Loti'nin isminin 'İdris-i Bitlis' olarak değiştirilmesini istemişti. Yabancı isimlere karşıymış kendisi. Sapphire’e Safir bile demezken mi? Kendisinin nasıl bir kafa karşıklığı ve bilinçaltında herhalde Batı hayranlığı içinde olduğunu görüyorum ben. Konuya geri dönersem, koca AVM’de bir kadeh içki içebileceğimiz bir yer bulamadık. Var mıymış bilmiyorum gerçi. Ama bu haliyle hepten çekilmez olmuş.
Bir çok restoran kapanmış, kalanlardakilerin de ürünlerinin tazeliğinden şüpheye düşüyor insan haliyle. İsim vermeyeceğim ama yediğimiz yemekten de çok memnun kalmadık.

Aşağı yukarı bir saatlik Sapphire gezisi sonunda kendimizi taksi ile Kanyon’a attık ve “Oh be medeniyet” dedik J Üstelik de bir film galasına denk geldik. Neredeyse tüm ünlüler oradaydı.


Bütün bu şartlar altında Sapphire yönetiminin işi çok zor. Kolaylıklar diliyorum kendilerine. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder