Sapphire açıldığı zaman sanırım
çok büyük beklentiler ile açıldı. Bulduğu her AVM’ye girmeyen Beymen bile vardı
orada.
Bugüne kadar sanırım 4-5 kez
gitmişimdir. İlk gittiğimde ana girişten girdim ve bana havaalanını hatırlattı.
Aynı soğuk, ruhsuz, cam ve metalin ölü birlikteliği... İkinci gittiğimde metro
girişinden girdim. Göbek taşı nerede diye arana arana gezdim yemek katını. Öyle
bir hamam havası var ki, inanılmaz... Ara katlar insanın içini açıyor demek
isterdim ancak ne mümkün. AVM’nin giriş ve birinci katı hariç diğer katlar
bodrum katı. Yani, zaten pencere yok... Bir de merdiven boşluğu olması gereken
yerlere kolonlar konulmuş ki karşı koridordaki mağazaları bile rahat rahat
göremeyelim diye. Binanın soğukluğu ve ruhsuzluğu, giriş kata tavandan inen martılarla
ve biraz saksılı yeşillikle kırılmaya çalışıldı sonradan ama nafile.
Binanın mimarı Tabanlıoğlu
Mimarlık. 1956 yılında kurulmuş bir mimarlık firması. Haklarında çok kaba
taslak bir Google araştırması yaptığımda karşıma çıkan projeler bana bu binayı
daha iyi anlama imkanı verdi. Sanıyorum siz de anlayacaksınız şimdi. Atatürk
Havalimanı ve Atatürk Kültür Merkezi (Taksim), Levent Loft, Bodrum Dış Hatlar
Terminali. AKM binasını seveniniz var mı? Levent Loft binası yine aynı
iticilikte değil mi? Beni şaşırtan Kanyon’u ve yeni alışveriş ibadet merkezi Zorlu
AVM’yi de Tabanlıoğlu’nun yapmış olması. Gerçi Zorlu’yu gördüğümde Kanyon’a
benzediğini düşünmüştüm, yanlış değilmişim. Kanyon en sıcak projeleri sanırım
bildiklerim arasında. Zorlu’da ise yine bir soğukluk ve iticilik var ki bu ayrı
bir yazı konusu bence.
Sapphire’e geri dönersek...
Türkiye’nin birinci, Avrupa’nın beşinci ve dünyanın 143. uzun binası, 236 metre
yüksekliğinde, açık hava şartlarını yakaladığınızda Uludağ’ın tepesine kadar
görebileceğiniz bu AVM’ye ne yapılacak hiç bilemiyorum.
Kapanan dükkanları ile, boş
restoranları ile ve artık pek ortada göremediğim Arap turistleri ile terk
edilmiş bir hali var. Seyir Terası’na çıkmadım, o kadar yukarıda olmak beni pek
cezbetmiyor bir türlü. SkyRIDE dedikleri (ne olduğunu benim de tam bilmediğim)
Türkiye’nin ilk dört boyutlu simulasyon salonu da Sapphire’de. Ayrıca internet
sitelerinde göremiyoruz ancak bir balmumu heykel müzesi var. Onun da pek
başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim ortada gördüğüm heykellere bakarak.
Ayrıca sanıyorum kendileri Helal
AVM olmaya çalışıyorlar. Kiler’in sahiplerinden olan AKP Bitlis milletvekili Vahit
Kiler Pierre Loti'nin isminin 'İdris-i
Bitlis' olarak değiştirilmesini istemişti. Yabancı isimlere karşıymış
kendisi. Sapphire’e Safir bile demezken mi? Kendisinin nasıl bir kafa
karşıklığı ve bilinçaltında herhalde Batı hayranlığı içinde olduğunu görüyorum
ben. Konuya geri dönersem, koca AVM’de bir kadeh içki içebileceğimiz bir yer
bulamadık. Var mıymış bilmiyorum gerçi. Ama bu haliyle hepten çekilmez olmuş.
Bir çok restoran kapanmış,
kalanlardakilerin de ürünlerinin tazeliğinden şüpheye düşüyor insan haliyle.
İsim vermeyeceğim ama yediğimiz yemekten de çok memnun kalmadık.
Aşağı yukarı bir saatlik Sapphire
gezisi sonunda kendimizi taksi ile Kanyon’a attık ve “Oh be medeniyet” dedik J Üstelik de bir film
galasına denk geldik. Neredeyse tüm ünlüler oradaydı.
Bütün bu şartlar altında Sapphire
yönetiminin işi çok zor. Kolaylıklar diliyorum kendilerine.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder