3 Ağustos 2013 Cumartesi

KADIN


Yazacağım kadın aslında ağırlıklı olarak Türk kadını ama dünyanın bir çok yerinde böyle kadınlar o kadar çok ki...

Öncelikle nereden aklıma geldi bunu yazmak onu söyleyeyim, okuduğum kitaptan. Aşkın Kollarında. 1800'lü yılların sonlarında sosyeteye takdim edilmek üzere Amerika'dan Londra'ya gelen genç bir kız katılmaması gereken bir Cakras balosuna (bir nevi swingers balosu) katılır yanlışlıkla ve orada evlenebilecek son erkek olan Marki ile tanışır. Aralarındaki çekim dayanılmaz ve karşı konulmazdır. Ama Clara'nın koruması gereken bir ismi vardır. Marki ise evliliğe çok uzaktır, aklından bile geçmez. Uzun bir ilişkisi bile olmamıştır. Evli kadınlarla birlikte olmayı tercih eder hatta. Paylaştıkları bir iki gizli öpücük genç markinin de Clara'nın da kanını iyice tutuşturur. Clara'ya başka bir şekilde sahip olamayacağını anlayan Marki sonunda evlenme teklif eder. 

Tabii ki bütün mevzu bundan sonra başlıyor bence. Erkeği elde edene kadar tüm cilvesini yapan, güleryüzlü, eğlenceli, her şeyi göze almış gözüken genç kızın  ne kadar garantici olmaya çalıştığını görüyoruz. Marki'ye kendisini sevip sevmediğini sorduğunda onu çok istediğini, kendinden başka birisinin ona dokunmasına katlanamayacağını söylüyor adam. Adamı hepi topu 3 kere görmüş olan kıza bu yeterli gelir mi? Hayır, gelmiyor tabii ki. Adam evlenme teklif etmiş ama kızın hala sorgulaması gerekiyor her şeyi. Kendini sevdirtmeyi başarabileceğini düşünmek yerine armut piş ağzıma düş şeklinde her şeyin hazır olmasını bekliyor. Demiyor ki kendine "Ya ben bu adamı daha 3 kere gördüm. Seviyorum dese neyine inanacağım ki bu sevginin?". 

Aynı şeyi biz de Türk kızlarında görmüyor muyuz? Tanıştığı daha 2 hafta olmuş "Çok seviyor beni, evleneceğiz.". Ya arkadaş, sen bu kadar kısa süredir tanıdığın birisine "en yakın arkadaşım, dostum" bile diyemezken (yada dememeliyken) nasıl karar verdin bu adamla bir ömür geçirebileceğine? 2 günde sana seni sevdiğini söyleyen adamın sevgisi ne kadar sürecek? Yarın bir başkasını da böyle küt diye sevmeyeceğini nereden biliyorsun? 

Hele bir de erkek romantikse, şiirler okuyorsa, güzel sözler fısıldıyorsa kulağına... Şiir pek sevmem ben, şairleri ise daha da sevmem. Niye? Adamlar yazıyorlar tamam, güzel de yazıyorlar belki. Ama o duygular sadece kişiye özel değil ki. Adam aşka aşık. Bugün senin için yazıyor, yarın benim için, öbür gün bambaşka biri için. Sen daha tanımadığın, huyunu suyunu bilmediğin adamın lafına nasıl inanıp, güveniyorsun?

Tekrar konuya geri dönersem, Marki aslında gayet dürüstçe bir cevap veriyor beni seviyor musun sorusuna. Ama kadına yetmiyor. Halbuki dese ki "Ölüyorum sana olan aşkımdan" kadın sormayacak başka soru, aklında soru işaretleri o kadar oluşmayacak. 

Ve evlenmeye karar veriyorlar. Clara o gece Marki'yi gizlice eve alıyor. Ev dediysem, bizim evler gibi değil elbet. Şatodan bahsediyorum. Adama yalvara yakara, içinde duyduğu isteği dizginleyemeyerek bekaretini veriyor Marki'ye. Ondan sonra o ilk anların heyecanı, birbirine kavuşamamanın verdiği ıstırap dindiğinde ise sanki adam onu zorlamış gibi yine sorular, sorgulamalar, surat yapmalar...

Buradan kadın arkadaşlara seslenmek istiyorum. Siz belki bunu ağır davranmak sanıyorsunuz ama... Değil arkadaşım, değil. Özellikle bizimki gibi kadının bekaretinin önemli olduğu, cinselliğin baskılandığı toplumlarda yaşayan kadınların %90'ı böyle davranıyor zaten. Farklı davrandığınızı, adama özel hissettirdiğinizi falan sanıyorsunuz ya... Adam sizden önce bunu kaç kere yaşadı, sayamaz bile... Denir ya hani "Ben senin bildiğin kızlardan değilim" diye... Hah, bence asıl o kızlardan korkmak lazım. Bir defa adamın senden önce nasıl kızlar tanıdığını nereden biliyorsun yahu? Belki çok doğru düzgün kızlardı hep. Yada neden bu kendinden başka herkesi karalama ihtiyacı? Yada şöyle düşünün bir; bir arkadaşınızın evine gittiniz ve arkadaşınız mutfaktan bir şey getirmek için içeriye gidecek. Ona der misiniz "Ben hırsız değilim, beni rahatlıkla burada tek başıma bırakabilirsin" diye? Birisi bana böyle bir şey dese onu tek başına bırakmamak için elimden geleni yaparım. Eğer hırsız değilse bana neden böyle bir şey söyleme ihtiyacı hissetsin ki? Siz böyle "ben senin bildiğin kızlardan değilim" ayağına yattıkça adam daha da huylanıyor sizden.

Benim kızlara/kadınlara tavsiyem öncelikle biz ne kadar erkeklerin standart numaralarını biliyorsak, onlar da bizimkileri biliyorlar. (Burada bir parantez açayım, bir arkadaşımız var, erkek, çenesi çok laf yapan, telefonda hiç tanımadığı kızları ayarlayabilen bir adam bu. Konuşmaya başladıktan sonra, daha ilk konuşmada evlenmeyi düşündüğü oltasını atıyor ortaya. Her seferinde. Her kızda. 2-3 haftadan uzun bir kızla takıldığına pek denk gelmedim son 10 senedir. Haa, bir de bu 2 hafta içinde kızı yatağa da atıyor mutlaka. Yani 2013 yılı Türkiye'sinde hala sadece "evlilik" lafının geçmesi bile yetiyor kızlarımıza, bir erkeğin kollarına düşünmeden atlamak için.) Bizlerin adamı kandırmak için söylediği şeylere (senden önce sadece 2 kişiyle çıktım) karınları tok zaten. Doğrusu bu olsa bile inanmıyorlar. Boşuna anlatmayın onun için. Siz de onların söyledikleri yalanlara karşı dikkatli olun. Kek gibi her dediğine inanmayın. Söylediklerine değil, yaptıklarına bakın. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder